Özkaya Tıp Merkezi
MENÜ

Covid Miyim, Grip Mi? Covid ve Grip Farkı Nedir?

Grip virüsünün yaygın görüldüğü aylara geldiğimiz şu günlerde, aynı zamanda günümüzün en büyük salgın hastalığını da yaşamaktayız. Bu nedenle, şu günlerde covid ve grip farkı merak edilen bir konu haline geldi. Bugünkü sağlık köşemizde sizlere covid ve grip enfeksiyonlarından ve aralarındaki farklardan bahsedeceğiz.

Grip (İnfluenza) Nedir?

İnfluenza olarak da bilinen grip, çoğunlukla Ekim ve Nisan aylarında görülen ve bulaşıcı olan solunum yolu enfeksiyonudur. Grip aniden başlar ve kendini, ateş, kas ağrısı, boğaz ağrısı, baş ağrısı, öksürük, halsizlik ve burun akıntısı gibi şikayetlerle belli eder.

Uzmanlar tarafından gribin kuluçka süresinin 1 ile 4 gün olduğu belirtilmektedir. Gribin şiddeti, genellikle virüsün türüne; enfekte olan kişinin bağışıklık ve sağlık durumuna göre değişmektedir.

Grip, özellikle yaşlılarda ve çocuklarda; akciğer, kalp ve böbrek gibi kronik hastalıkları olan kişilerde daha şiddetli seyretmektedir.

Belirtileri

Tedavisi

Grip, genellikle doktor tarafından verilen destekleyiciler, ateş düşürücüler; C vitamininden zengin gıdalar tüketme, yeterli sıvı alma ve dinlenme ile tedavi edilmektedir. Alınan bu önlemlerde amaç, hastalığın ilerlemesini engellemek, belirtileri azaltmak ve semptom süresini kısaltmaktır.

Ancak grip enfeksiyonu ağır seyreden, hastalığın ilerlemesi daha hızlı olan ve kronik hastalıkları olan kişilere doktor kontrolünde, virüsün çoğalma hızını azaltan tedaviler uygulanmaktadır.

İnfluenza Aşısı

Her yıl, Dünya Sağlık Örgütü tarafından, grip virüsünde meydana gelen mutasyonlar araştırılarak yeni aşı içerikleri oluşturulmaktadır. Geliştirilen bu aşının koruyucu özelliği, genellikle 6 ile 8 ay arasındadır.

İnfluenza Aşısı Ne Zaman Yaptırılmalı?

Grip, genellikle Ekim-Nisan ayları arasında etkisini daha yoğun göstermektedir. Bu sebeple aşının Eylül-Kasım ayları içerisinde yaptırılması, gripten korunmada daha etkili olacaktır.

İnfluenza Aşısı Kimlerde Uygulanmalı?

Kimler Yaptırmamalı

İnfluenza Aşısının Yan Etkileri

Grip aşısının çok nadir gözlenen bazı yan etkileri vardır:

COVID-19 PCR Testi Hakkında Sıkça Sorulan 9 Soru

Özkaya Tıp Merkezlerimizde PCR testi güvenli bir şekilde yapılmaktadır !

Dünya genelinde toplamda 9 milyon 62 bin insana bulaşan ve 490 bin ölüme yol açan corona virüs, Türkiye’de de büyük endişe yaratmaya devam ediyor. Ülkemizde 193 bin vakası bulunan, 5046 can almış virüsün kesin tanısı için yapılan COVID-19 PCR testi hakkında merak edilen soruların cevaplarını sizler için verdik.

1. COVID-19 PCR testi nedir?

Türkiye’de ilk Corona virüs vakasının görülmesinden kısa bir süre sonra Bilim Kurulu Toplantısı ardından açıklama yapan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, korona virüs bağışıklık durumunun ölçümlenmesi ve hastalık tespiti için PCR ve antikor testi yapılacağını bildirdi.
Peki, PCR testi nedir? PCR yöntemi, nükleotitlerin uygun koşullar altında tüpte çoğaltılması işlemidir. Tıbbi ve biyolojik araştırma laboratuvarlarında, genetik parmak izi tanımlaması, gen klonlaması, babalık testi, kalıtsal hastalıkların tespiti ve DNA hesaplaması gibi farklı konularda yaygın olarak kullanılan bir metoddur.
COVID-19 PCR testi ise, Akreditasyon belgesine sahip, Sağlık Bakanlığı tarafından yetkilendirilmiş laboratuvarlarda COVID-19 taşıyıcılığının ölçümlenmesi için yapılan bir tarama testidir.

2. Kimlere COVID-19 PCR testi yapılır?

Çoğunlukla, seyahat şartı aranmaksızın, ateş, öksürük ve nefes darlığı şikayetlerinden yakınan kişilere, KBB uzmanlarının ön muayenedeki bulguları neticesinde COVID-19 PCR testi yapılır.
Ayrıca, COVID-19 PCR test sonucu pozitif çıkmış kişilere 14 gün öncesine kadar temas ettiği bilinen kişilere de, corona virüs belirtileri göstermese dahi test uygulaması yapılmaktadır.
Testin yapılması, toplumda pozitif vakaların artmasının önüne geçilmesinin tek yoludur. Buna ek olarak, koronavirüsten korunma yöntemleri çerçevesinde tavsiye edilen sosyal mesafe, temizlik ve maske kullanımı kurallarına da uyulması gerekmektedir.

3. Yurt dışına çıkmayı planlayanlar için COVID-19 PCR testi nerede yapılır?
Yakın tarihte açıklandığı üzere, KKTC, Almanya gibi bazı ülkeler, yeni normalleşme kapsamında, ülkelerine seyahat edecek kişilerden, son 48 saat içerisinde uygulanmış negatif PCR test sonucu istemektedir. Peki, bu testi nerede yaptırmalısınız?

COVID-19 PCR testi için, Sağlık Bakanlığı tarafından yetkilendirilmiş sağlık kuruluşlarında örnek alınmaktadır ve yetkili laboratuvarlarda test sonucu değerlendirilmesi yapılmaktadır.

Özkaya Tıp Merkezi olarak, hastanemize yurt dışına çıkma planı dolayısıyla korona testi yaptırma talebiyle başvuran bireyleri, Ankara’nın yetkilendirilmiş özel laboratuvarı olan, Akreditasyon belgesine sahip Özel Viromed Laboratuvarları‘na yönlendiriyoruz.

4. COVID-19 PCR testi nasıl yapılır?

Test için öncelikle hastanın burnundan ve boğazından özel çubuklarla sürüntü yöntemi ile örnek alınır.

Alınan sürüntü örnekleri virüs taşıma ortamı olarak da bilinen özel sıvılar içerisinde testin yapılacağı yetkili laboratuvara ulaştırılır.

Örnekler PCR yöntemiyle incelenir ve sonuç raporu oluşturulur.

5. COVID-19 PCR testi ne kadar sürede sonuçlanır?

Yapılış şekline, laboratuvar koşullarına ve yoğunluğa bağlı olarak, klasik COVID-19 PCR testi genellikle 2 – 4 saat arasında sonuç verir. Test sonucunun pozitif çıkması durumunda, kesin tanı konmadan önce testin 3 kez tekrarlanması gerekebilir. Bu yüzden, testin kesin sonuçlanması 1 günü bulabilir.

Hızlı tanı testlerinde ise, ortalama 15 dakika içerisinde bir sonuç elde etmek mümkündür. Hızlı sonuç veriyor olsalar da, güvenilirlikleri ve doğru tanı oranları, PCR testine göre çok daha düşüktür.

Bunun sebebi ise, bir virüs söz konusu olduğunda, antijen testlerin doğru sonuç verme oranı antikor testlerine oranla daha az olmasıdır.

Hastalık belirtileri gösteren kişilere uygulanan hızlı tanı testleri negatif dahi olsa, mutlaka PCR testi yapılması, hatta tomografi çekilerek teyit edilmesi gerekmektedir. Çünkü PCR testlerinde bile, 7. tekrarda pozitif çıkan vakalar görülmüştür.

6. Test yaptırırken nelere dikkat edilmelidir?

Ülkemizde, sıklıkla kişi pozitif bir vaka dahi olsa test sonucu negatif çıkabilmektedir. En önemli nedeni ise kültür materyalinin alınmasındaki başarısızlıklar ve teknik zorluklardır.
Testin güvenilir bir sonuç vermesi için, sürüntü örneklerinin doğru yerden alınması gerekmektedir. Bu yüzden, örneğin alanında uzman hekimler veya hemşireler tarafından alınıyor olması hayati derecede önemlidir.

Sürüntü örnekleri, virüsün en yoğun bulunacağı nazofarenks denilen geniz bölgesinden alınması gerekmektedir. Bu işlem sırasında, hastalar bir miktar acı çekecek ve bir rahatsızlık hissi tecrübe edecektir. Kültür alınırken, çubuğun her iki burun deliğinden genze kadar sokulması çok önemlidir.

7. Test sonucu negatif ne demektir?

Test sonucunun negatif olarak değerlendirilmesi, kişinin corona virüs taşımadığı anlamına gelmektedir.

PCR testinin performansı RNA tespitine göre değerlendirildiği için, örnekte bulunan RNA miktarı çok önemlidir. Örneğin doğru yerden alınması, laboratuvara transfer şekli, virüsün mutasyon geçirme ihtimali ve COVID-19 PCR test inhibisyonu gibi teknik hatalar testin verimliliği açısından sakıncalıdır. Bu yüzden, değerlendirme sonucu hastaya iletilmeden önce, gibi teknik hataların olmadığına emin olunması gerekmektedir.

8. Test sonucu pozitif ne demektir? Pozitif görülmesi durumunda ne yapılmalıdır?

Test sonucunun pozitif olması, kişinin corona virüs enfekte veya taşıyıcı olduğu anlamına gelmektedir.
Testin doğru sonuç verebilmesi için gerekli teknik detayları bir önceki başlığımızda incelemiştik. Yetkili kişilerin, hastaya değerlendirme sonucunu iletmeden önce herhangi bir hata olmadığına emin olması gerekmektedir. Ardından, sonucu pozitif çıkan kişinin, kesin tanı için bilgisayarlı tomografi yöntemi ile taranması tavsiye edilmektedir.
BT bulgularında da belirtilere rastlanmışsa, kişiye gerekli bilgilendirme yapılmalı, uygun tedavi planı oluşturulmalı, karantinaya alınmalı ve derhal tedaviye başlanmalıdır.
Korona virüs enfekte olmuş kişilerin, son 14 günde temas ettiği yakınları bilgilendirilmeli ve onlara da test yaptırmaları tavsiye edilmelidir. Çevresinde corona tedavisi gören kişilerle kontak kurmuş kişiler, belirti göstermese dahi kendilerini 14 gün boyunca karantinaya almalıdır.

Aşı Ve Bağışıklama Bilinmesi Gerekenler

Aşı ve bağışıklama kişilerin dünya üzerinde denk gelinen hastalıklar için vücutlarının bağışıklık kazanmaları amacıyla vücut direncini korumaya yönelik dizayn edilen biyolojik ürünlerin genel adıdır.

Aşı

Genel olarak enjektör iğnelerle vücuda enjekte edilir. Bunun dışında ağız ya da burun yoluyla da verilen aşı türleri mevcuttur.

Bağışıklama

Kişilerin aşı yöntemi yoluyla hastalıklara karşı direnç kazanma sürecidir. Aşı ve bağışıklama ile beraber insanların mevcut hastalıklara ve yeni üreyebilecek ekstra hastalıklara karşı direnç kazanma oranında artış gözlenir.

Aşı ve bağışıklama hem yetişkinler hem de çocuklar için hayati öneme sahiptir. Aşı ve bağışıklama nın olmadığı zamanlarda insanlar sakat kalabilir, vücutlarında ağır hasarlar oluşabilir hatta hastalık daha da ilerlerse ölümle dahi sonuçlanabilir.

Sağlık Bakanlığı tarafından aşı ve bağışıklama ile ilgili bir genelge yayınlanmıştır. Bu yayınlanan genelge doğrultusunda , aşı ve bağışıklama çalışmaları adı altındaki asıl amaç; toplum genelinde özellikle bebek ve çocuklarda aşıyla korunulabilir hastalıkların ortaya çıkışını biyolojik yöntemler kullanarak engellemektir. Buna bağlı olarak da ortaya çıkan hastalıklardan kaynaklanan ölüm ve sakatlıkların önüne geçilmek hedef alınır.

Genel Aşı ve Bağışıklama Programı kapsamında boğmaca, kızamık, tüberküloz, difteri, tetanoz, kızamıkçık, kabakulak, poliomyelit, Hepatit-B, hemofilus influenza tip b ile streptokokus pnömoniye (zatürre) bağlı invaziv pnömokokal hastalıkların ve bu hastalıklardan kaynaklanan bebekle çocuk ölüm oranlarının ve sakatlıkların önüne geçmek istendiği belirtilir.

Genel Bağışıklama Programının Hedefleri Nelerdir?

Çocukluk Dönemi İçin Belirlenen Aşı Takvimi

DaBT-İPA-Hib (Difteri, aselüler boğmaca, tetanoz, inaktif polio, hemofilus influenza tip b-Beşli aşı): 2, 4 ve 6. ayların içerisinde birer doz. Daha sonra 18 ile 24 aylar arasında pekiştirme amacıyla birer doz
Td (Erişkin tipi difteri-tetanoz aşısı): İlköğretim eğitiminin ilk sınıfında ve sekizinci sınıfında birer doz
KPA: (Konguge Pnömokok Aşısı): 2,4 ve 6. aylarda birer doz. Sonrasında 18 ile 24 aylar arasında pekiştirmek için birer doz

OPA (Oral Polio Aşısı): Altıncı ayın sonuna doğru, 18 ile 24 aylar arasında ve ilköğretim birinci sınıfta birer doz
KKK (Kızamık, Kızamıkçık, Kabakulak): 12 ayın içerisinde bir doz, ardından ilköğretim birinci sınıfta pekiştirme amacıyla bir doz daha

Bağışıklama Çeşitleri

Aktif Bağışıklama

Aşı ve bağışıklama uygulaması sırasında vücut içerisindeki immün sistemle beraber antikor ve hücresel olarak iki ayrı şekilde cevap vermesi amaç edinilir. Aktif bağışıklama sınıfına dahil olan aşılar;
Hepatit B, difteri, tetanoz, kızamık, kızamıkçık, su çiçeği, boğmaca, veba, tifo, kolera, pnömokok, şarbon, bcg, meningokok, influenza, kuduz, Hepatit A, sarı humma, ıpv, kabakulak.

Pasif Bağışıklama

İnsan vücuduna hazır antikor hücreler dezenfekte edilerek geçici süreyle hastalıklardan korunması sağlanır. Pasif bağışıklama grubuna dahil olan aşılar;

Hepatit B, su çiçeği, Hepatit A, kızamık, kuduz, tetanoz

Aşı ve Bağışıklama ile İlgili Pratik Detaylar

Günümüzde aşı ve bağışıklama yöntemlerinin önemi oldukça büyüktür. Özkaya Tıp Merkezi kadrosunda yer alan uzman hekimler aracılığıyla yöntemler hakkında en doğru bilgileri edinebilirsiniz.

Aynı anda birden fazla aşının yapılması mümkündür. Bu durumu doktorlar belirler. Bazı aşıların ardından 3 gün banyo yapılması önerilmez. Aşı ve bağışıklama yapılırken tok ya da aç olma gibi zorunlu bir durum söz konusu değildir.

Karaciğer Yağlanmasına Karşı 5 Öneri

Hem kadınlarda hem de erkeklerde neredeyse aynı sıklıkta görülen karaciğer yağlanması, karaciğer hücrelerinin olması gerekenden daha fazla yağ biriktirmesiyle oluşan bir hastalıktır. Sinsice ilerler ve genellikle kan testleri ya da ultrasonla tesadüfen teşhis edilir. Toplumun yüzde 25’ini tehdit eden bu hastalıkla ilgili bilinmesi gerekenler

Kimler risk altında?

Karaciğer yağlanması genellikle belirti vermez. Diyabeti, ailesinde kolesterol yüksekliği olanlarda, beslenme alışkanlığı düzensiz ve kalitesiz, özellikle obez kişilerde karaciğer yağlanmasında kuşkulanılmalı ve kontrole gidilmeli. Yağlı karaciğer hastalığı gelişimiyle obezite arasında her ne kadar sıkı ilişki olsa da bazen zayıf bir kişinin karaciğerinde de ileri derecede yağlanma ve hatta bu sebeple siroz gelişebilir. Karaciğer yağlanmasına yol açan etkenler alkol kullanımı, metabolik sendrom, diyabet, hipertansiyon, kalıtsal enzim bozuklukları ve ilaca bağlı karaciğer hücresi hasarıdır. Karaciğer testlerinde hafif yükseklik olan kişilere yapılan ultrasonografide yağlanma görülerek tanı konulur.

Tehlikeli midir?

Karaciğer yağlanmasının 2050 yılında karaciğer kanseri gelişiminde ilk sıradaki risk faktörü olacağı öngörülmektedir. Yani basit bir yağlanma karaciğer hücre harabiyeti, kanser dönüşümüne gidecek kadar ciddi problemlere sebep olabilir. Toplumun yaklaşık yüzde 25‘inde karaciğer yağlanması olduğu, bunların yüzde 25’inde siroz gelişeceği, siroz gelişenlerin yüzde 25’inde de kanser gelişiminin görüleceği düşünülürse sayı olarak en sık kanser gelişim sebebinin karaciğer yağlanması olacağı görülebilir. Karaciğer yağlanması zemininde karaciğer kanseri gelişimi için en önemli risk faktörleri; ileri yaş, bağ doku, şeker hastalığı, obezite ve bazı genetik yatkınlıkların varlığıdır.

Nelere dikkat edilmeli?

Bu hastalık için özel icat edilmiş, tek kullanımda durumu düzelten ilaç maalesef bulunmamaktadır. Basit tedbirler ve yaşam tarzı değişikliğiyle karaciğer yağlanması büyük oranda tersine çevrilebilir.

1-En önemli etken obezitedir ve hastanın kilo vermesi ile karaciğer yağlanmasında da belirgin düzelme görülür.
2- Diyabet, yüksek tansiyon, kolesterol gibi sorunların kontrol altına alınması karaciğer yağlanmasının gerilemesine yardımcı olur.
3- Sportif aktivite örneğin günde 1 saat tempolu yürüyüş karaciğer yağlanmasını önleyecek; yağlanması olan kişilerde de gerilemesine yardımcı olacaktır. Düzenli spor ve obeziteden korunma ile büyük bir grup karaciğer yağlanmasının önüne geçebilir.
4- Zeytinyağlı, yeşil sebze ağırlıklı, Omega 3’ten zengin beslenme, yani Akdeniz tipi beslenme de karaciğer yağlanması gelişiminde koruyucudur.
5-Kahvenin pek çok kalp ve diğer hastalıklardan, kanser gelişiminden koruyucu etkisi artık bilinmektedir. Karaciğer yağlanmasında da faydalıdır ve günde 1 fincan Türk kahvesi içilmelidir.

Diyabet Hastalarına Kış Uyarıları

Kandaki şeker miktarının artması sonucu diyabet hastalığı ortaya çıkar.Temel olarak 2 çeşit diyabet var fakat diyabet öncesi dönem, Tip 1 diyabet, Tip 2 diyabet, gebelik diyabeti, çocukluk çağı diyabeti şeklinde farklı sınıflandırmalar da yapılabilir. Tip 2 diyabet toplumda daha çok görülmekte ve hastaların yaklaşık yüzde 90’ınını oluşturmaktadır. Tip 2 diyabetlilerin yüzde 80’i şişmandır. Bu bağlamda Tip 2 diyabete yol açan önemli nedenlerden biri şişmanlıktır.

Kış aylarında günlerin kısalması, aktivitenin yaz aylarına oranla daha az olması metabolizmayı yavaşlatması yanında kalori harcamasını da azaltır ve hastalar kilo almaya daha yatkın hale gelir.

Diyabet hastalarına kış ayları için öneriler

1–Turunçgillede ölçüyü kaçırmayın

Kışın evde daha uzun süre kalmak daha çok ve daha kalorili besinlerin tüketilmesine neden olabilir. Karbonhidrat ağırlıklı beslenmenin artmasıyla birlikte özellikle portakal, mandalina gibi turunçgiller fazla tüketiliyor. Ölçülü yenildiklerinde vitamin ve enerji deposu olan bu meyveler fazla tüketildiğinde kan şekerinin ayarını bozabilir. Dolayısıyla bu tip gıdaların kan şekerinde artışa neden olacağı bilinmeli ve yeme oranları doktor tavsiyesi ile olmalıdır.

2–Ayak yaralarından korunun

Diyabet hastalarında sinir uçları etkilendiğinde şiddetli ağrıların yanı sıra bu hastalarda his kaybıyla sonuçlanan ve his kaybının yarattığı olumsuzluklarla birlikte ayak yaraları oluşur. Bu yaralar tedavi edilemez ülserlerin neticesinde parmak, bacak, ayak kayıplarına yol açan olumsuzluklara neden olabilir. Ağır şekilde sinirleri hasar görmüş olan hastalar ileri his kaybı yaşayabilir. Kış aylarında evlerinde ısınmak için soba ve benzeri aletleri kullanan hastalar ayaklarını sobanın önünde ısınmak amacıyla uzattıklarında veya sobanın üstünde ellerini ısıtmaya çalıştıklarında fark etmeden ciddi yanıklar yaşayabilir. Yine bu aylarda banyo sırasında fark etmeden çok sıcak suya maruz kalıp çeşitli yanıklara maruz kalabilirler. Özetle üşüyen ayakları ısıtmak için soba, kalorifer, gibi ısıtıcılara yaklaştırılmamalı. Kışın; rahat kesimli, ortopedik tabanlı, iç astarlı ayakkabı ve yumuşak, sıkmayan çorap giyilmelidir. Ayaklar her gün yıkanıp, herhangi bir yara ya da renk değişikliği var mı diye kontrol edilmelidir. Soğuk ve rüzgârdan korunmak için eldiven kullanmaya özen gösterilmeli, ancak nefes alamayan deri gibi eldivenlerden kaçınılmalı.

3–Enfeksiyon riskine karşı cildinize iyi bakın

Diyabetik hastaların cildi enfeksiyon etkenlerine daha yatkındır. Soğuk ve kuru hava, düşük nem, rüzgâr cildin kurumasına ve çatlamasına neden olabilir. Çatlaklar, derideki açıklıklar, enfeksiyonlara yol açabilecek bakterilerin girmesine izin verebilir. Dolayısıyla diyabetli kişilerde bağışıklık sistemlerinin nispeten zayıf olmasını da göz önüne aldığımızda enfeksiyona yakalanma olasılığı ciddi artış gösterir. Sıcak su da cildi kurutabilir. Kuru cilt çatlamaya daha yatkındır ve cildi tahriş ederek kaşınmasına neden olabilir. Bunun yerine ılık su ile duş alabilirsiniz. Kısacası cildinizi korumak, çatlaklara ve tahrişe yol açabilecek cilt kuruluğunu önlemek önemlidir. Bunun için vücudunuzun ve cildinizin iyi nemlendiğinden emin olmak gerekir. Yeterli su alınmalı ve vücut susuz bırakılmamalıdır. Banyodan sonra cilt henüz nemini kaybetmeden losyon, nemlendirici vb. kullanmak ihmal edilmemeli. Ayak parmaklarınız ve genital bölgelere yoğun nemlendirici kullanmaktan kaçını. Cildin kıvrımları arasındaki aşırı nem, mantar enfeksiyonları için en uygun zemindir. Mantar enfeksiyonu, bakterilerin vücuda girmesi ve yayılmasında çok daha ciddi yara enfeksiyonları oluşumu için etkendir.

4–Aşılarınızı olmayı ihmal etmeyin

Diyabet hastaları maalesef enfeksiyon oluşumuna yatkın bireyler. Viral ve bakteriyel enfeksiyonlar hem daha sık görülür hem de daha ağır geçebilir. Bu nedenle kış ayları başlamadan mevsimin influenza aşılarının yapılması gerekir. Ayrıca Covid-19 aşıları da vakitleri geldiğinde yapılmalıdır. Bu hastalarda zatürre açısından da dikkatli olunmalı ve zatürre aşıları yapılmalıdır.

5–Sağlıklı beslenin ve yürüyüş yapın

Kış aylarında da hem beslenmeye hem de egzersize dikkat edilmeli. Yeşil yapraklı mevsim sebzeleri ve salata tüketimi artırılmalı. Vitamin ihtiyacı bu besinlerle de sağlanmalı. Mümkün olduğu kadar haftada 3 veya 4 defa en az 45 dk-1 saat süre ile yürüyüş gibi egzersizler yapılmalıdır.

E-Hizmetler

7/24 Kolay & Hızlı Randevu

Özkaya Tıp Merkezi Özkaya Tıp Merkezi
0(312) 417 8585