Agorafobi, bir tür kaygı bozukluğudur. Agorafobisi olan bir kişi, bildiği veya güvenli olduğunu düşündüğü ortamlardan ayrılmaktan korkar. Agorafobili kişiler, şiddetli vakalarda evini tek güvenli ortam olarak görür; günlerce, aylarca hatta yıllarca evlerinden çıkmaktan kaçınabilirler. Agorafobiye sahip olan kişiler genellikle alışveriş merkezleri, toplu taşıma araçları ve açık yerler (otoparklar vb.) veya kapalı yerler (tiyatrolar vb.) gibi hemen kaçışın zor olabileceğini düşündükleri yerlerde bulunmaktan kaçınabilirler. Agorafobi, özellikle panik bozukluğu olan kişilerde yaygındır. Araştırmacılara göre, agorafobili panik bozukluğu kronik olma eğilimindeyken, agorafobisiz panik bozukluğu aşamalar halinde gelip geçme eğilimindedir. Uzmanlar ayrıca, Nisan 2014’te Comprehensive Psychiatry’de yayınlanan bir araştırma sonuçlarına göre agorafobili panik bozukluğunun sıklıkla obsesif kompulsif bozukluk (OKB) ile birlikte var olduğunu belirtmişlerdir.
Agorafobi, belirli bir yerde kapana kısılma ya da kaçamama gibi irrasyonel ve yoğun bir korku ile karakterize edilen ciddi bir anksiyete bozukluğu türüdür. Agorafobi kaçışın zor olabileceği veya erişilmesinin zor olabileceği durumlarda yoğun korku ve endişeyi tetikleyebilir. Korku ve endişe yaratan durumların veya yerlerin yaygın örnekleri arasında bir bankada veya süpermarket kasasında sıra beklemek, bir tiyatro veya sınıfta uzun bir sıranın ortasında oturmak ve otobüs veya uçak gibi toplu taşıma araçlarını kullanmak yer alır.
Agorafobili kişilerde korkuyu tetikleyebilecek durumlar şunlardır:
Agorafobiye neyin neden olabileceğine dair bir takım teoriler mevcuttur. Agorafobinin nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte biyolojik, psikolojik ve çevresel faktörlerin etkileşiminden kaynaklandığına inanılmaktadır. Örneğin aşırı içe dönüklük, agorafobi teşhisi olasılığının artmasıyla ilişkilidir. Kaçınan, bağımlı ve ilgili kişilik özelliklerine sahip kişilerde de agorafobi gelişme olasılığı daha yüksek olabilir.
İnsanların içsel duygusal çatışmalara nasıl tepki verdiklerine odaklanan ruh sağlığı teorisi (psikanalitik teori), agorafobiyi, çözülmemiş bir Oidipal çatışmadan kaynaklanan bir boşluk hissinin sonucu olarak tanımlar. Agorafobi, bazı zihinsel bozukluklar gibi, bir dizi psikolojik ve çevresel risk faktörüyle ilişkili olsa da, bazı bireyler için genetik bir bileşen nedeniyle ortaya çıkabilir.
Agorafobi her yaşta gelişebilir; ancak semptomlar genellikle 25-35 yaşlarında ortaya çıkar ve kadınları erkeklerden daha sık etkiler.
Ayrımcılığa uğradığını hisseden kişilerin, agorafobi de dahil olmak üzere bir dizi kaygı bozukluğundan muzdarip olma riskinin daha yüksek olduğu düşünülmektedir.
Kişide panik atak öyküsü olması da agorafobi gelişimi için bir risk faktörüdür. Agorafobik bireylerde de panik atak görülme riski vardır. Agorafobi ile birlikte ortaya çıkma eğiliminde olan diğer anksiyete bozuklukları arasında sosyal anksiyete bozukluğu ( sosyal fobi ) ve yaygın anksiyete bozukluğu yer alır.
Agorafobi için risk faktörleri özetle şunları içerebilir:
Agorafobinin birincil semptomu, kaçışın zor veya kaçınılmaz olabileceği belirli durumlarla ilgili duyulan endişedir. Agorafobisi olan kişilerde kaygıya neden olan yaygın durumlar şu şekilde sıralanabilir:
Kaygı, vücudu çeşitli şekillerde etkileyebilir ve her insan kaygıyı çok farklı şekilde deneyimleyebilir. Nitekim agorafobi ile ilişkili birçok semptom mevcuttur. Semptomlardan bazıları şunları içerebilir:
Agorafobi, tek bir durumdan kaygı duymak değildir. Agorafobisi olan bir kişi aşağıdakilerden en az ikisinden aşırı derecede kaygı duyar:
Doktorunuz muhtemelen teşhise yardımcı olabilecek bir takım sorular soracaktır. Doktora aşağıdakilere benzer sorular sorabilir:
Agorafobi özetle aşağıdakilere dayanılarak teşhis edilebilir:
Agorafobide tedavi seçenekleri bir kişinin yaşadığı spesifik semptomlara ve bunların ne kadar ciddi şekilde etkilendiğine bağlıdır. Tedavide basit yaklaşımlar; egzersiz, gevşeme teknikleri, gelişmiş uyku hijyeni, stres faktörlerini belirleme, ortadan kaldırma ve doğal destek gruplarıyla (aile ve arkadaşlar) zaman geçirmeyi içerir. Tüm bunlar semptomları hafifletebilir ve kişinin yaşam kalitesini artırabilir. Çoğu hasta, bilişsel davranışçı terapi de dahil olmak üzere bir psikolojik terapi unsurundan faydalanacaktır.
Genel olarak agorafobi tedavisinde antidepresanlar, anti-anksiyete ilaçlarından daha etkilidir. Bununla birlikte, bu tedaviye başlamadan önce etkilenen bireylerin farkında olması gereken bazı istenmeyen yan etkiler vardır.
Örneğin bazı antidepresan ilaçlar, bazıları aşağıda listelenen bir dizi istenmeyen yan etkiyle ilişkilendirilmiştir:
İlaç tedavisine alternatif olarak bilişsel davranışçı terapinin agorafobiden muzdarip bazı bireyler için etkili olduğu gösterilmiştir. Bilişsel davranışçı terapi yoluyla agorafobiden etkilenen bireyler, kaygıyla ilgili semptomları daha iyi yönetmeye ve bunlarla başa çıkmalarına yardımcı olacak önemli beceriler geliştirmeyi öğrenebilir.
Maruz bırakma terapisi ile en çok korktuğu şeylere tekrar tekrar maruz kalan kişiler, sonunda bu durumlara karşı duyarsızlaşacak ve onlarla daha güvenle yüzleşebilecek hale gelebilecektir. Maruz kalma terapisi, agorafobisi olan hastalar için popüler bir terapidir. Maruz kalma terapisinde, kişi yavaş yavaş korkularla yüzleşir. Örneğin, evden yalnız çıkmaktan korkan bir kişi, evinin dışına adım atarak ya da evinin etrafında yürüyerek başlayabilir.
Hastaların korkuları nedeniyle randevularına gitmekte zorlanmaları nedeniyle tedavi karmaşıklaşabilir. Bundan dolayı bazı terapistler ilk seansları yapmak için agorafobik bir hastanın evine gidebilir.